Bizlerden Sizlere

Turkishe’nin sesini blogta keşfet!

Her yazıda kendinden bir parça bulacak, yeni bakış açılarıyla ilham alacaksın.

Ortada Bilgisayar Yokken Kod Yazan Kadın: Ada Lovelace

bilim&teknoloji i̇lham&rol model Apr 27, 2026

Kadınların emeği bazen hemen görünmese de, yarattığı etki nesiller sonrasını bile şekillendirir.

Ancak yıllar geçip, 20. yüzyılda bilgisayar bilimi gelişmeye başladığında, Ada Lovelace’in aslında ne kadar büyük bir deha olduğu nihayet anlaşıldı ve hak ettiği değeri (geç de olsa) gördü. Bu bize çok önemli bir gerçeği hatırlatıyor: Kadınların emeği bazen hemen görünmese de, yarattığı etki nesiller sonrasını bile şekillendirir.

Ada’nın hikayesi sadece bir teknolojik devrim hikayesi değil, bir kadının hayal gücünün hikayesidir. Tarih boyunca birçok kadın Ada gibi hayal etmiş, fark etmeden üretmiş ve gelecek nesillere yön göstermiştir. 

Kimi Marie Curie gibi tehlikeli laboratuvarlarda, kimi baş tacımız öğretmenlerimiz gibi tebeşir kokan sınıflarda, kimi Ada Lovelace gibi zihnindeki kod satırlarında dünyayı değiştirmiştir.

Ada Lovelance bize sadece “ilk programcı” olmayı değil, hayallerimizin ötesindeki gerçeklere inanmayı göstermektedir. Bazen bir şeyi değiştirmek için, o şeyin fiziken var olması gerekmez, onu hayal edebilmek yeterlidir.

 Hayal gücünle sadece kendi zamanını değil, geleceği de değiştirebilirsin. 

Bugünlerin popüler mesleği olan bilgisayar mühendisliği ve yazılımcılığın arkasındaki ismi biliyor musunuz? Sizlerle kodlamanın, bilgisayar programcılığın arkasındaki ismi yakından tanıyalım: Ada Lovelace. 

Yapay zekanın ve kodlamanın temellerini 1800’lerde atan, hayal gücüyle tarihi değiştiren vizyoner bir kadının öyküsü.

Ortada bir bilgisayar yokken düş gücünün ilerisine geçip bir makine için ‘’Nasıl düşünebilir?” sorusunun cevabını aradı. Kadınların çoğu alanda görünmez bırakıldığı bir çağda, onun aklı geleceğe çalışan bir zihin gibi ilerliyordu. Hikâyeye biraz daha yakından bakalım.

Kadınların üniversiteye gitmediği ve doğa bilimlerini yakından öğrenmediği o dönemde annesi tarafından matematik ve fen alanlarında özel eğitimler almıştır. Babası şair Lord Byron olduğu için annesi kızının babasından farklı olarak diğer alanlarda da gelişmesi için böyle bir yol izlemiştir. Annesinin bu tercihi kızının gelişiminde önemli rol oynamıştır. Bu tercih, Ada’nın zihninde iki güçlü dünyayı bir araya getirdi: hayal gücü ve mantık. Bir kadının hem düş kurabilmesi hem de hesap yapabilmesi, o dönemin kalıplarına sessiz ama güçlü bir meydan okumaydı.

Bu güçlü temel, Ada’yı hayatındaki en önemli dönüm noktalarından biri olan Charles Babbage ile tanışmasına zemin hazırladı. Charles Babbage Analitik Motor üzerine çalışıyordu. 

Analitik motor fikri henüz gerçeğe dökülmemiş bir makineydi ve çoğu kişi bu fikri karmaşık bir hesap aracı olarak görüyordu. Ada ise tam aksi düşünüyordu. Bu makinenin karmaşık hesap makinesinden daha da fazlası olabileceğini düşündü. İşte burada, kadınların teknolojiye sadece “destekleyici” değil, yön veren bir bakışla da katkı sunabildiği açıkça görülür. 

Aklında yankılanan soru basitti: "Bu makine sadece hesap mı yapar, yoksa doğru yönlendirilirse dünyayı değiştirecek farklı şeyler üretebilir mi?"

Basit ama farklı bir düşünceyle başlayan soru onu tarihe geçirdi. Bilimsel bir metni çevirirken çeviri sayfalarca sürdü. Sadece metni çevirmekle kalmayıp kendi notlarını da ekledi. Bu notlarda makinenin adım adım nasıl işlem yapabileceğini anlattı. İşte bu notlar, bugün hayatımızın her alanını yöneten "algoritma" kavramının ta kendisiydi! Belki de size şu ana kadar anlattıklarımın her şeyi normal geliyordur. 

Dikkat edin, kilit nokta şurası: Ada Lovelace bunları düşünüp yaptığında ortada böyle bir makine yoktu. Sadece onun ileri üstün hayal gücü vardı. Yani var olmayan bir sistemi hayal etmiş, üretmiş ve yazmıştı. Bu durum onu matematikçi olmaktan daha öteye vizyoner olmaya taşıdı. 

Tam burada kadınların en güçlü taraflarından biri ortaya çıkıyor: Görünmeyeni sezmek, başkalarının henüz ciddiye almadığı ihtimalleri fark etmek.

Hayal gücüyle makinenin nasıl çalışıp, yönlendirileceğini ve dilini kavramıştı. Bunları sayılarla ifade ediyordu. Fakat bu dilin sadece sayılarla değil, sembollerle de çalışabileceğini düşündü. 

Vizyoner ve hayalperest hatta ileri görüşlülük de diyebileceğimiz özelliklere sahip olan bu kadın makinelerin bir şeyler üretebileceğine inandı. Tıpkı müzik üretmek gibi. Bugün yapay zekayla gerek müzik gerek görüntü üretebiliyoruz.

Elbette Ada'nın hikayesi toz pembe bitmedi. Kadınların bilim dünyasında ciddiye alınmadığı, geri planda tutulduğu bir çağda yaşıyordu. Fikirleri uzun bir süre göz ardı edildi, üzerleri örtüldü.

Özlem YILMAZ

Turkishe Bülteni

İlham ve Fırsatlar E-Postana Gelsin

Etkinlik duyuruları, ilham veren hikâyeler ve kız kardeşlik ağımızdan en güncel haberleri ilk sen öğren. 

Bilgilerin güvende, sadece ilham verici içerikler göndereceğiz.