Bizlerden Sizlere

Turkishe’nin sesini blogta keşfet!

Her yazıda kendinden bir parça bulacak, yeni bakış açılarıyla ilham alacaksın.

Daha Yolun Başındayken Neden Bu Kadar Yorgunuz? Görünmeyen Tükenmişlik Üzerine

toplum&eğitim toplumsal cinsiyet eşitliği& kız kardeşlik Apr 30, 2026

Bizler, "her şeye ne pahasına olursa olsun katlanmak zorundayım" fikrini reddeden, sınır çizmeyi öğrenen ilk nesiliz.

Bazen gün daha başlamadan, sabahın ilk alarmı çaldığında bile kendini çoktan tükenmiş hissedersin ya… Henüz yataktan kalkmadan zihninde dönüp duran ders programları, staj başvuruları ve LinkedIn’ de karşına çıkan o "kusursuz" profiller… 

İçten içe yükselen "Acaba yeterince iyi miyim?" sorusu, daha yolun en başında omuzlarımıza hayali ama çok ağır bir yük bindiriyor. Daha mezuniyet kepini bile atmadan hissettiğimiz bu yoğun baskı, aslında görünmeyen bir tükenmişliğe işaret ediyor.

"İyi Görünmek" mi, "İyi Hissetmek" mi?

İstatistikler de göğsümüze oturan bu ağırlığı onaylıyor. 2025’te yayınlanan Delloite Women @ Work raporuna göre, iş hayatındaki kadınların yalnızca %51’i zihinsel sağlığını "iyi" olarak tanımlıyor. Yani otobüste yanına oturan, ofiste karşı masanda çalışan veya Instagram' da harika hayatına baktığın neredeyse her iki kadından biri aslında içten içe fırtınalarla boğuşuyor.

Üniversite sıralarından itibaren "iyi hissetmekten" ziyade "iyi görünmeyi" bir hayatta kalma stratejisi olarak benimsiyoruz. Sunumlarda hata yapmamak, her şeyi hallediyormuş gibi davranmak ve en bitkin anımızda bile "iyiyim" demek, bizi yavaş yavaş kendimizden uzaklaştırıyor. Maskelerimizi takıp duygularımızı bastırdıkça, kendimize bile yabancılaşıyoruz.

Hiç Durmayan Bir Zihinle Yaşamak

Bu sadece bir kuruntu değil. Son bir yılda kadınların %53’ünün stres seviyesi ciddi şekilde arttı. Bu stresin en somut hali, zihinsel olarak asla "kapanamamak". 

Kadınların %29’u gün bittikten sonra bile zihnini susturamıyor.  Gece yatağa yattığında tavana bakarken o bitmek bilmeyen sorular başlıyor: "Bugün yanlış bir şey söyledim mi?", "Yarın ne olacak?" gibi sorularla tetikte beklemek, dinlenmeyi imkansız kılıyor. 

Tanıdık geldi mi? 

Bu sürekli açık kalma hali çok yaygın olsa da aslında normal değil, sistemin bizi ittiği bir yeterlilik kaygısı.

Neden "Zorlanıyorum" Demeye Korkuyoruz?

Zorlandığımızı söylemek neden bir risk gibi hissettiriyor? 

Çünkü kadınların %90’ı, zihinsel sağlık sorunlarını paylaşmanın kariyerlerine zarar vereceğini düşünüyor. Bu devasa oran, bize iş dünyasındaki ve toplumdaki korkunç bir "güven eksikliğini" anlatıyor. 

Kırılganlığın hâlâ zayıflık sayıldığı bir ortamda, "zorlanıyorum" demek en büyük risk gibi göründüğü için susmak en güvenli liman oluyor.

Belki de güçlü olmak, sadece dayanmak değil, 'şu an iyi değilim' diyebilmektir. Gerçek güç, kendine karşı dürüst olma cesaretidir.

Kolektif Bir İyileşme

Eğer bu satırları okurken derin bir iç çektiysen, şunu bilmeni isterim: Yaşadığın bu yorgunluk senin bireysel başarısızlığın değil; bu, jenerasyonel bir kırılma noktası. Bizler, "her şeye ne pahasına olursa olsun katlanmak zorundayım" fikrini reddeden, sınır çizmeyi öğrenen ilk nesiliz.

Bir arkadaşına "gerçekten nasılsın?" diye sormanın ve dürüst bir cevap vermenin devrimsel bir etkisi var.

Sürekli güçlü görünmek zorunda olduğumuz bir illüzyonu mu, yoksa gerçekten iyi olabildiğimiz bir hayatı mı seçeceğiz? Asıl cesaret, bu hikâyeyi dürüstlüğümüzle yeniden yazmakta saklı.

İkra GÜNSOY

Turkishe Bülteni

İlham ve Fırsatlar E-Postana Gelsin

Etkinlik duyuruları, ilham veren hikâyeler ve kız kardeşlik ağımızdan en güncel haberleri ilk sen öğren. 

Bilgilerin güvende, sadece ilham verici içerikler göndereceğiz.